15 Temmuz’a ilişkin davada karar

15 Temmuz'a ilişkin davada karar

FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün 15 Temmuz darbe girişimi esnasında 9 eski subayın görevlendirildiği Maltepe 2 ’nci Zırhlı Tugay Komutanlığı ’nda yaşananlara ilişkin Yargıtay ’ın bozma kararının ardından yeniden görülen dava karara bağlandı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmada bazı tutuklu sanıklar ile avukatları hazır bulunurken, bazı tutuklu sanıklar SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katıldı.

“TELEFONUMDA BULUNAN PROGRAMLARI SİLMEDİM, ÇÜNKÜ SUÇLU DEĞİLİM”

Duruşmada esasa ilişkin mütalaaya karşı savunma yapan tutuklu sanık Necati Soner Sutmak, şunları söyledi:

* Askere elindeki silah gücünü kesinlikle kullandırtmadım. Emrim altındaki askerlere ‘Yaralansanız bile halka ateş etmeyecek, silah kullanmayacaksınız ’ dedim. Hatta tanık er Veysel Ateş bile ifadesinde bunu doğrulamıştır. Vatandaşı sakinleştirmek, sükunete erdirmek, darbe teşebbüsüne engel olmaya yönelik eylemlerdir. Her şey bir kenara halkımızla hareket ettiğimizden ötürü tek bir kişi bile hakkımda şikayetçi olmamıştır.

* 19 Temmuz Salı gününe kadar normal mesaime devam ettim, kaçmadım. Telefonumda bulunan programları silmedim, çünkü suçlu değilim. Darbecilerle herhangi bir ilişkim yoktur. İddia makamı o geceki yüzlerce eylemimin sadece ikisi alınmış ve cımbızla çekilmiştir.

* Halbuki diğer eylemlerimle bir bütün olarak bakılsaydı hepsinin darbe teşebbüsünü engellemeye yönelik eylemler olduğunu göreceklerdir. Tahliyemi ve beratımı talep ediyorum.

“BİRLİKTEN AYRILMANIN YOLLARINI ARADIM”

Tutuklu sanık Yüksel Koçak ise savunmasında şu ifadeleri kullandı:

* Yıllarca tutuklu kalmamın sebebi bir asker olarak emre itaat etmemdi. Amirim ‘Genelkurmaydan bir emir geldi, başka bir kışlaya gideceksin ’ dedi. Ben de emire itaat ettim. Birliğe gittiğimde kesinlikle darbe girişiminden haberim yoktu. Darbe olduğunu anladığımda emir aldığım zaman ben kendimi irtica ettim. Birlikten ayrılmanın yollarını aradım. Ne 2008 öncesi ne de sonrası FETÖ ile bir bağlantım olmamıştır.

* Telefonumdan aranma durumunu ise şöyle değerlendirin başkanım. Yıl 2008 ve o zamanlar doğu görevlerinde bulunuyorduk. Telefonumuz çekmiyordu ve kimin telefonu çekiyorsa, birlik içinde çeken kişinin telefonunu kullanıyorduk. Belki birlik içinden biri aramıştır. Yaklaşık 6 yıldan beri tutukluyum.

* Gençliğimin en güzel yıllarında Siirt, Şırnak, Hakkari gibi şehirlerde terörle mücadele ettim. Ben çok sevdiğim mesleğimden ve ailemden koparıldım. Bu tutuklama fazlasıyla cezaya dönüşmüştür. Sayın başkanım vicdanınıza sesleniyorum, adalet istiyorum, hukuk istiyorum. Öncelikle tahliyemi, ardından beraatımı talep ediyorum.

4 SANIK HAKKINDA 15 YIL, 5 SANIK HAKKINDA 13 YIL 4 AY HAPİS CEZASI

Mahkeme, tüm sanıkların eylemlerinin ‘anayasayı ihlale teşebbüse yardım ’ suçu aşamasında kaldığına kanaat getirdiklerini belirterek, sanıklar Abdullah Sezgin, Fatih Hacıpaşalıoğlu, Hakan Bolat ve Hakan Erol ’un 15 ’er yıl hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Heyet, sanıklar Ali Cömert, Celil Aybar, Hakan Tanrıkoluoğlu, Necati Soner Sutmak ve Yüksel Koçak ’ın ise 13 ’er yıl 4 ’er ay hapis cezasına çarptırılmalarına ve tüm sanıkların tutukluluk hallerinin devamına hükmetti.

DAVANIN GEÇMİŞİ

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde 14 ’ü tutuklu, 12 ’si tutuksuz toplamda 26 sanığın yargılandığı dava, 23 Mart 2018 ’de karara bağlandı. Davada eski Yarbay Hakan Bolat, eski Binbaşılar Hakan Tanrıkoluoğlu ve Hakan Erol, eski yüzbaşılar Selim Çalışkan, Abdullah Sezgin, Ali Cömert, Celil Aybar, Fatih Hacıpaşalıoğlu, Yüksel Koçak ve Teğmen Süleyman Polatöz ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.

Eski Yüzbaşı sanık Olgun Yıldız ’ı ‘anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptıran heyet, eski yüzbaşı sanık Necati Soner Tutmak ’ın bu suçtan beraatına, ‘terör örgütüne üye olmak ’ suçundan ise 7 yıl 6 ay hapisle cezalandırılmasına hükmetmişti. Mahkeme, sanık eski Üsteğmen Murat Karakaş, uzman çavuşlar Muhammet Murat Duman, Selçuk Başeğmez ve Necettin Keleş ile erler Mertaş Çilali, Aykut Daşdemir, Selçuk Sarıkaya, İbrahim Can, Süleyman Fidan, Cihat Taştan, Yunus Emre Karapınar, Mehmet Yılmaz ve Astsubay Süleyman Akgün ’ün tüm suçlardan beraatına, eski Astsubay Murat Akkaya hakkında ise ceza verilmesine yer olmadığına karar vermişti.

Beraat kararı verilen tutuklu sanıklar Süleyman Akgün ve Murat Akkaya ’nın tahliyesine karar veren mahkeme, hapis cezası alan 12 sanığın ise tutukluluk hallerinin devamına hükmetmişti. Heyet, firari sanık eski Yarbay İsmail Girgin ’in ise dosyasını ayırmıştı. Yerel mahkemenin kararını inceleyen Yargıtay 16. Ceza Dairesi, eksik soruşturma ile hatalı değerlendirme yapıldığı gerekçesiyle 9 sanık yönünden kararın bozulmasına hükmetmişti. İHA

Mertcan Avcı’nın tutukluluğuna yapılan itiraz reddedildi

Mertcan Avcı'nın tutukluluğuna yapılan itiraz reddedildi

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü öğrencisi Pınar Gültekin, 16 Temmuz 2020 ’de kayboldu. Soruşturma kapsamında 5 gün sonra gözaltına alınan eski sevgilisi Cemal Metin Avcı, çıkan kavgada Gültekin ’i boğarak öldürdüğünü, cesedini bağ evindeki varile koyup yaktığını, üzerine de beton döktüğünü itiraf etti.

Avcı ’nın gösterdiği yerde bulunan varilde, Gültekin ’in kısmen yanmış cesedine ulaşıldı. Adliyeye sevk edilen Cemal Metin Avcı çıkarıldığı mahkemece ‘canavarca hisle ve eziyet çektirerek adam öldürmek ’ suçundan tutuklandı.

Avcı ’nın kardeşi Mertcan Avcı ’nın telefon sinyallerinden ağabeyiyle aynı zamanda bağ evinde olduğu tespit edildi. Gözaltına alınan Mertcan Avcı da sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Şüpheliler hakkında dava açıldı.

Mertcan Avcı, 15 Şubat 2021 ’deki duruşmada, imza atma yükümlülüğü ve yurt dışı çıkış yasağı konularak tahliye edildi. Pınar Gültekin ’in ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, sanık Cemal Metin Avcı ’nın annesi Ayten Avcı, babası Selim Avcı, boşandığı eski eşi Eda Karagün ile ortağı Şükrü Gökhan Orhan ’ın da ‘delilleri yok etme, gizleme ve değiştirme ’ suçunu işlediğini iddia ederek şikayetçi oldu.

Muğla Cumhuriyet Savcılığı, 2 Ekim 2020 ’de şüpheliler hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Avukat Epözdemir ise karara itiraz etti. Muğla Sulh Ceza Hakimliği de itirazın kesin olarak reddine hükmetti.

HER İKİ DOSYA BİRLEŞTİRİLDİ

Avukatı Rezan Epözdemir, Muğla Sulh Ceza Hakimliği ’nin verdiği kesin kararın Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulması istemiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ’na başvurdu.

Başsavcılık, kararı bozarak 4 şüpheli hakkında iddianame hazırlanmasına karar verdi. Savcılık, şüpheliler Selim Avcı, Ayten Avcı, Eda Karagün ile Şükrü Gökhan Orhan ’ın kasten adam öldürme sonrasındaki zaman diliminde, olay mahalline birlikte gidip, suç delillerini yok ederek, gizlediklerine dair haklarında yeterli şüphe bulunduğuna kanaat getirerek ayrı ayrı cezalandırılmalarına karar verilmesini talep etti. Mahkeme, ilerleyen süreçte, her iki dosyanın birleştirilmesine karar verdi.

Geçen yıl 27 Eylül ’de görülen 6 ’ncı duruşmada, cinayetten sonra olay yerine giderek delilleri gizlemeye çalıştıkları iddia edilen sanığın annesi Ayten Avcı, babası Selim Avcı, boşandığı Eda Karagün ve ortağı Şükrü Gökhan Orhan ’ın da savunmaları alındı. Şüphelilerin tamamı savunmalarında, suçlamaları reddetti.

SAVCI 9 ’UNCU DURUŞMADA MÜTALAASINI VERDİ

Davanın 24 Ocak günü görülen 9 ’uncu duruşmasında savcı mütalaasını açıkladı. Savcı Pınar Gültekin ’in hayattayken yangına maruz kaldığının oy birliği ile kabul edildiğini belirterek, Cemal Metin Avcı ’nın ‘canavarca hisle öldürme ’ suçundan cezalandırılmasını talep etti.

Mertcan Avcı ’nın da ‘suç delillerini gizleme ve değiştirme eyleminde bulunması ’ suçundan cezalandırılmasını, Cemal Metin Avcı ’nın eski eşi Eda Karagün, iş ortağı Şükrü Gökhan Orhan, annesi Ayten ve babası Selim Avcı ’nın da ‘suç delillerini yok etmek ve gizlemek ’ suçundan cezalandırılmasını istedi.

Duruşmaya SEGBİS sistemi ile bağlanan sanık Cemal Metin Avcı ise mütalaayı kabul etmediğini söyledi. Mahkeme heyeti, ara kararında Cemal Metin Avcı ’nın tutukluluk hali ile Mertcan Avcı ’nın adli kontrol şartının uygulamasının devamına; Ayten Avcı, Mertcan Avcı, Şükrü Orhan ve Eda Karagül ’ün toplanan delillerin yeterli olması nedeniyle sonraki duruşmaya katılmamalarına karar vererek, duruşmayı erteledi.

Gültekin ailesinin avukatı Rezan Epözdemir, adli kontrol şartıyla daha önce serbest bırakılan Mertcan Avcı ’nın tutuklanması amacıyla bir kez daha savcılığa başvurdu. Mertcan Avcı 21 Şubat tarihinde avukatıyla birlikte Muğla Adliyesi ’ne giderek Muğla Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği ’nde verdiği ifadenin ardından ‘canavarca hisle ve eziyet çektirerek ve tasarlayarak öldürme suçuna iştirakten tutuklandı.

“AVCI ’NIN AVUKATI TUTUKLANMA KARARINA İTİRAZI REDDEDİLDİ”

Avcı ’nın avukatı Mert Kürüm, Muğla 1. Asliye Ceza Mahkemesi ’ne dilekçe vererek tutuklama kararına itirazda bulundu. İtiraz dilekçesi üzerine mahkeme, Muğla 2. Sulh Ceza Hakimliği ’nin tutuklama kararını yerinde görerek, suçun vasıf ve mahiyeti, kuvvetli deliller, (Adli Tıp Üçüncü Üst Kurulu ’nun kararı) Pınar Gültekin ’in kesin ölüm zamanının tespitinin mümkün olmaması, hayattayken yangına maruz kalmış olabileceğine dair mütalaa, HTS kayıtları, savunmalar, olay yerinden eve saat 20.00 sıralarında gelmesi, Pınar ’ın içinde bulunduğu varilin o saat itibarıyla yanıyor olması, Cemal Metin Avcı ’nın ayrıldıktan sonra da Mertcan ’ın olay yerinde yaklaşık bir saat tek başına kalması ve suç alanında hakimiyetinin bulunması, suça kanunda öngörülen ceza miktarı gözetildiğinde kaçma şüphesinin varlığı, adli kontrol tedbirlerinin bu aşamada yetersiz, tutuklama tedbirininse ölçülü kalacağı hususları bir arada gözetilerek tutuklamaya itirazın reddine karar verildi. DHA

Dilek Kaya ’yı öldüren astsubaya müebbet hapis cezası

Dilek Kaya ’yı öldüren astsubaya müebbet hapis cezası

Diyarbakır 12. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen karar duruşmasına tutuklu sanık Çalışkan hazır bulunurken, tekerlekli sandalyeyle Mutlu, annesi Hanım, ablası Songül Kaya ve tarafların avukatları katıldı. Cumhuriyet savcısı, esas hakkında hazırladığı mütalaasında sanığın cezalandırılması ve tutukluluk halinin devamı yönünde görüş bildirdi.

Söz konusu olaya ilişkin savunma yapan sanık Çalışkan ifadesinde, “İddia makamının mütalaasına katılmıyorum. Mesaj içeriklerinde şiddet uyguladığım hiçbir konu bulunmuyor. Olaydan bir hafta önce Dilek benim evimde kalıyordu. Kendisini sevdiğim için aramızda kıskançlık oluyordu. Olay günü Dilek ’in evinde yemek yedik film izledik. Aramızdaki kıskançlık yüzünden tavırlıydık. Sosyal medyada kızları eklediğim iddiasıyla tartışma yaşadık. Çok bağırıyordu. Sesini bastırmak için elini tuttum ve masaya vurdum. Eline ne geçtiyse fırlattı. Evden çıkmak istedim. Benim omuzumdan ve kolumdan tuttu. Silah ve telefon elimdeyken yere düştük. Ondan sonra Dilek kanlar içindeydi” dedi.

“RAHMETLİYİ ÖLDÜRMEK İSTEMEDİM”

Hayatında hiçbir insana karşı şiddete yönelik eğiliminin olmadığını öne süren Çalışkan, “Yaşadığım olay bir kazadır. Hiçbir şekilde rahmetliyi öldürmeyi istemedim. Böyle bir şey varsa Allah beni cezaevinden ve cehennemden çıkarmasın. Kaderimin böyle olmasını istemezdim. Keşke ben ölseydim” şeklinde konuştu.

Maktulün annesi Hanım, kardeşi Mutlu ve ablası Songül Kaya ise sanığın cezalandırılması talebinde bulundu. Mahkeme, sanık Çalışkan ’a “kasten öldürmek” suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılmasını kararlaştırdı. Kararın ardından duruşma salonundan çıkan maktulün yakınları fenalık geçirdi.

“YENİDEN YARGILANMASINI İSTEYECEĞİM”

Adliye önünde gazetecilere kararı değerlendiren Mutlu Kaya, “Cani hakkettiği cezayı aldı. İnşallah kararı Yargıtay ’da onar. Zaten ablam öldü ve gitti. Buradaki amacım bu karar tüm katledilen tüm kadınlara karşı uygulansın. Bu kararlar kadın cinayetlerine güç olur. Bana saldıran kişi hakkettiği cezayı almadı. Ablamın mahkemesini kazandık. Bundan sonra ki süreçte bana saldıran kişiye yeniden dava açacağım. Onun yeniden yargılanmasını isteyeceğim” ifadelerini kullandı.

Diyarbakır Barosu üyesi Zülal Erdoğan Bilal, soruşturmanın başlangıcından bugün karar aşamasına gelene kadar Dilek Kaya ’nın sanık tarafından “kasten” öldürüldüğünü belirttiklerini açıkladı. Tüm delillerin bunu doğruladığını aktaran Bilal, “Hukuka uygun bir karar verildi. Dosya içerisinde bulunan tüm deliler mahkeme tarafından hukuka uygun bir şekilde analiz edildi. Sanığın savunmalarına itibar edilmedi. Bu olayın bir kaz sonucu değil, kasten işlendiği sonucun vardılar. Yargılama aşamasındaki tutumlarını da dikkate alarak kendisi hakkında taktiri indirim hükümlerini uygulamadılar. Bu bizim önemle üzerinde durduğumuz bir husustu” diye konuştu

OLAYIN GEÇMİŞİ

Merkez Kayapınar ilçesinde 22 Mart 2020 ’de TOKİ sosyal konutlardaki evinde Dilek Kaya (35) ile erkek arkadaşı Yusuf Çalışkan (29) arasında çıkan tartışma sonucu Kaya tabancayla vurularak öldürülmüştü. (İHA)

CHP’li Başarır’dan iktidara: Kirli ellerinizi FETÖ sabunuyla yıkadınız

CHP'li Başarır'dan iktidara: Kirli ellerinizi FETÖ sabunuyla yıkadınız

CHP Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, Ergenekon davası kapsamındaki dava süreçlerinin yol açtığı mağduriyetlerin giderilmesine ilişkin verdiği kanun teklifi üzerine Meclis Genel Kurulu ’nda konuşma yaptı.

“TARİH KİMİN DARBECİ, KİMİN VATANSEVER OLDUĞUNU GÖSTERDİ”

CHP ’li Başarır, şunları söyledi:

* Sözlerime başlarken başta Ali Tatar, Kuddusi Okkır, Kaşif Gözünoğlu ve bu karanlık süreçte yaşamına son veren, yaşamını yitiren kahraman, aydın, asker, siyasetçiyi rahmetle ve saygıyla anıyorum. 2007 ’de Ümraniye ’de başlayan bir oyun 12 Eylül 2010 referandumundan sonra zirveye ulaştı çünkü o referandumda yargıyı FETÖ ’ya teslim etmiştiniz. O referandum bir FETÖ projesiydi çünkü onun bir amacı vardı.

* Amacı, kahraman subayları, siyasetçileri, aydınları, milletvekillerini, üniversite hocalarını mağdur etmekti, tutuklamaktı, tasfiye etmekti. Maalesef ki planları önce medyada başladı, sonra siyaset kurumu en son da yargı devreye girdi. Biz o dönem CHP Grubu ve genel başkanımızla birlikte bu bir kumpas, bu bir kirli oyun dedik. Silivri ’de bir mücadele verdik ama siz bize darbeci dediniz. Fakat tarih gösterdi ki kimin darbeci olduğunu kimin vatansever olduğunu gösterdi.

“İDAM CEZASI OLSA BUGÜN BİRÇOK İNSAN İDAM EDİLMİŞTİ”

Fethullah Gülen ’in çetesiyle birlikte dönemin başbakanı, dönemin bakanları ve dönemin kirli yazarlarının bir oyun ortaya koyduğunu ve tertemiz insanları mağdur ettiğini ifade eden Başarır, şu ifadeleri kullandı:

* Avukatlar Silivri ’deki karanlık mahkemelerde savunmalarını yapamadılar. Zekeriya Öz ’e makam arabasını verenler, ordunun kalbi kozmik odayı FETÖ ’ya teslim edenler ya da devletin bağırsağı temizleniyor diyenler bugün hala görevde ve yüzleri kızarmıyor. O tertemiz yürekli subay Ali Tatar ’ın hesabını verebilecek misiniz? Ömrünü öğrencilere, bilime adamış Türkan Saylan ’ın hesabını verebilecek misiniz?

* Bu ülkenin genelkurmay başkanını terörist sıfatıyla yargıladınız. Peki bu davada gizli tanıklık yapan kimdi? Bir terör örgütü yöneticisiydi. İdam cezasını savunuyorsunuz ya eğer idam cezası olsaydı şu an aramızda olan Tuncay Özkan asılmıştı. Birçok asker, birçok sanatçı, birçok siyasetçi idam edilmişti.

* İlker Başbuğ ’un hesabını veremezsiniz. Ergenekon ’un kasası dediğiniz Kuddusi Okkır ’ın cebinden 5 lira çıkmadı ve cenazesini Silivri Belediyesi kaldırdı. Neden bunu yaptınız? Niçin bunu yaptınız? Çünkü FETÖ bunu istiyordu, bir Amerikan projesiydi. Ordunun güçlü olması, ordunun vatansever olması birilerini rahatsız ediyordu. Buna ortak olduğunuz için üzülüyorum ben.

“ELİNİZDE ÖLEN İNSANLARIN KANLARI VAR”

Düşmanın topla, tüfekle, tankla yapamadığı zararın orduya FETÖ ile yapıldığını belirten CHP ’li Başarır, “Orada ölen insanların kanları var elinizde ama siz ne yaptınız? FETÖ kirlidir dediniz, FETÖ kirlenmiştir dediniz ve çekildiniz. Sonra o kirli ellerinizi FETÖ sabunuyla yıkadınız. Olmaz arkadaşlar böyle olmaz. Gelinen süreçte devlet, hata yapabilir ama mağdurlara hakkını teslim eder. Bir özür bile dilemediniz. Görülen tazminat davalarının üzerinden yıllar geçmiş ama hala Yargıtay ’da bekliyor. İnsanlar daha tutuklu kaldığı günlerin tazminatlarını alamadılar. Maalesef ki bu durumdan yüzü kızarmayan bir iktidar var. Hiç kimse o karanlık dönemi unutmamalıdır.” dedi.

“FETÖ ’YE DEVLETİ, YARGIYI, İSTİHBARATI TESLİM ETTİNİZ”

‘O zaman FETÖ ’cülük trenddi ’ sözlerini hatırlatan Başarır, şunları söyledi:

* Ben bu sözleri söylerken sayın Ramazan Can ’ı görüyorum. O zaman FETÖ ’cülük bir trend demişti. O zaman FETÖ ’cü olanlar bir yere geliyor demişti. Oysa biz cumhuriyette de 1960 ’larda da, 80 ’lerde de, bugün de FETÖ ve onun gibileri bir trend olarak değil hain olarak gördük. Siz onlara bu güzel devleti teslim ettiniz, yargıyı teslim ettiniz, istihbaratı teslim ettiniz.

* Bilgin Balanlı ’yı tutukladınız. Peki yerine kim geldi? Akın Öztürk geldi. Kim bu? Bu meclisi bombalayan adam ve şu anda cezaevinde. İlker Başbuğ ’u tutukladınız, hava kuvvetlerinde asker bırakmadınız ve sonra ne oldu, yerine getirdikleriniz ne yaptı? Boğaziçi Köprüsü ’nü kesti vatandaşlarımız üzerine ateş açtı, insanları öldürdü ve meclisi bombaladı. Bundan siz sorumlusunuz! Bunun da gereğini yapmak zorundasınız, özür dilemek zorundasınız. O insanlara bir özür borcunuz var çünkü bunun sebebi sizsiniz!

“AMERİKA ’DAKİ ALÇAK ‘MEZARDAN ÇIKIN, OY KULLANIN ’ DERKEN NEREDEYDİNİZ?”

AKP Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ’nun yargıyı FETÖ ’ya teslim edenlerin HSYK ’nın yapısının iptali için Anayasa Mahkemesi ’ne başvuranın Cumhuriyet Halk Partisi olduğunu iddia etmesi üzerine söz alan CHP ’li Başarır, şu açıklamalarda bulundu:

* Maalesef bazı yalanları yakalayacak doğru dünyada henüz icat edilmedi ve AKP ’nin yalanları da onlardan bir tanesi. Ben birçok iddia ortaya koydum. Siz dönemin başbakanının Zekeriya Öz ’e zırhlı aracını vermesini açıklayabilir misiniz?

* Siz İlker Başbuğ ’un yargılandığı davadaki düşürüldüğü durumu açıklayabilir misiniz? Biz 2010 referandumuna köy köy, mahalle mahalle gezip karşı çıkarken Amerika ’daki alçak mezardan çıkın, oy kullanın derken nerdeydiniz? Amerika ’daki alçak herkes oy kullanacak derken, dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ile okyanus ötesinden o alçak mitingler yaparken nerdeydiniz? Niye Anayasa Mahkemesi ’ne başvurmayacağız?

* Biz sizin çıkardığınız her abuk sabuk yasayla ilgili başvuruyoruz. Suçlusu biz mi olduk? Siz sorularımıza cevap verin. Eğer siz Ali Tatar ’ın intiharını yüreğinize sığdırabiliyorsanız bir sözüm yok. Kuddusi Okkır ’ın cebinden 5 lira çıkmadan düzmece iddianameyle kanserden cezaevinde ölümünü yüreğinize sığdırabiliyorsanız hiçbir sözüm yok. Fakat bunun hesabını verin, çıkın özür dileyin!

* Ali Tatar ’ın abisinden, evladından, eşinden özür dileyin. Kuddusi Okkır ’ın ailesinden özür dileyin. Gidin, İlker Başbuğ ’a bir değil, bin kez özür dileyin. Tuncay Özkan ’dan özür dileyin. Eğer idam cezası olsaydı adamı asacaktınız siz. Sayın Deniz Baykal da ‘sen bu davanın savcısıysan ben de bu davanın avukatıyım ’ dedi.

Dede ve halalara Yargıtay ’dan müjde

Dede ve halalara Yargıtay ’dan müjde

Geçimsizlik yaşayan çift Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek boşandı. Mahkeme, otizm hastası çocuğun velayetini anneye verdi. Torun hasretiyle yanıp tutuşan dede ile çocuğun halası, belirli aralıklarla çocukla görüşmek için mahkemenin yolunu tuttu. Mahkeme de belirli günler de dede ile halanın torunlarını görmelerine hükmetti.

Davalı annenin temyiz müracaatı üzerine dava dosyasını yeniden değerlendiren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi emsal nitelikte bir karara imza attı. Kararda şöyle denildi: “Türk Medeni Kanunu’nunda, ‘Olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da tanınabilir. Ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler için kıyas yoluyla uygulanır’ ifadesi yer almaktadır. Dosya incelendiğinde, davacıların kişisel ilişki kurulması talep edilen çocuğun dedesi ve halası olduğu anlaşılmaktadır. Uzman raporunda çocuğun otistik olduğu bu nedenle kişisel ilişkinin anne refakatinde ve saatlik olması gerektiği bildirilmiştir. Ayrıca dosya kapsamından ve tanık beyanlarından çocuğun annesi olmadığı zamanlarda kendisine zarar verici davranış geliştirdiği ve öfke patlaması yaşadığı sabittir. Bu nedenlerle ayda iki kere ve 5’er saatlik kişisel ilişkinin uzun olduğu kanaatine varılmıştır. Ancak anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün bu yönden düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir Mahkeme hükmünün onaylanmasına oy birliği ile karar verilmiştir.”

Süleyman Aydın
 

  • Akbatı Escort Bayan

    ögretmenimle ilk anal

    Tarafından AÇIK 06 Şubat 2022 - 0 Yorumlar

    ögretmenimle ilk anal Slm arkadaslar bu anımı yozgattan yazıyorum ben 32 yasında yakısıklı oldukca karızmalı bır erkeım bu anım bun dan 2 ay once gerceklestı yozgatta ısmını vermek ıstemedım bı okulda bır oretmen dıkkatımı cektı. Kısa bı arastırma yaptım yanlız yasıyodu bunla tanısmalıydım yanına vardım meraba dedım buyurun dedı usta ben kıvırmayı sewmem harbı cok […]

  • 'Apar topar Londra'ya koşmalarının nedeni işte bu hakikatte yatıyor'

    'Apar topar Londra'ya koşmalarının nedeni işte bu hakikatte yatıyor'

    Tarafından AÇIK 13 Şubat 2022 - 0 Yorumlar

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ’nin 7- 8 Şubat 2022 tarihlerinde Londra ’da bankacı ve yatırımcıların üst düzey yöneticileriyle bir araya gelmesini değerlendirdi. Öztrak, ziyaretin ardındaki sebep için dış finansman ihtiyacına işaret etti. “25 MİLYAR DOLAR DIŞ FİNANSMAN İHTİYACI VAR” Konuyla ilgili sosyal medya hesabından […]

  • Tesettürlü Escort

    Yeğenimi gezdirmeye çıkardım. Götünü siktim

    Tarafından AÇIK 03 Şubat 2022 - 0 Yorumlar

    Yeğenimi gezdirmeye çıkardım. Götünü siktim Ben normalde işim gereği ailemle birlikte yaşamıyorum. Farklı bir ilde yaşıyorum. Bu yaşadığım yerde çok uzak olduğundan mecburen senede bir defa ailemin yanına geliyor ve onları görüyorum. Geldiğim zaman bütün kardeşlerim ve özellikle de ailem beni gördüğü için çok sevinir ve çok mutlu olur. Şimdi ben geldiğim zaman bütün yeğenlerim […]

  • Azerbaycan Büyükelçisi Mammadov: 'Elleri kana batmış Ermeni siyasetçiler bugün de özgür olarak yaşıyor ve yargılanmıyor'

    Azerbaycan Büyükelçisi Mammadov: 'Elleri kana batmış Ermeni siyasetçiler bugün de özgür olarak yaşıyor ve yargılanmıyor'

    Tarafından AÇIK 26 Şubat 2022 - 0 Yorumlar

    Ermeni güçlerin, 26 Şubat 1992’de Hocalı’da kadın, çocuk ve yaşlı gözetmeksizin yaptığı soykırımın üzerinden 30 yıl geçti. Daha önce 7 bin kişinin yaşadığı Hocalı şehrinde 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 63’ü çocuk toplam 613 Azerbaycanlı yaşamını yitirdi. Tarihin en kara lekelerinden olan ve Azerbaycanlıların kalbinde tazeliğini koruyan bu acıyı, Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Mammadov İhlas Havadis Ajansı’na […]

  • Soğuk baklavayı bulan Elaldı ’dan Yunanistan ’a Evliya Çelebi ayarı

    Soğuk baklavayı bulan Elaldı ’dan Yunanistan ’a Evliya Çelebi ayarı

    Tarafından AÇIK 17 Şubat 2022 - 0 Yorumlar

    Yunanistan, Türk baklavasını sahiplenmeye çalışmalarına devam ediyor. Yunanistan medyasında kullanılan “Geleneksel Yunan Baklavası” ifadesinin ardından Gaziantep baklavacılarından tepki geldi. Tepkilere karşı destek açıklamasında bulunan Diyarbakır’da yarım asırdır tatlı sektöründe öncü olan ve soğuk baklavayı bulan Hacıbaba Pastaneleri Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Elaldı’dan geldi. Türkiye’nin ve Gaziantep’in tescili ürünü olan baklavanın Yunanistan’ın sahip çıkma çalışmalarına karşı […]