‘Çiftçi borçla üretiyor, bankalara borcu 171 milyar lira!’

'Çiftçi borçla üretiyor, bankalara borcu 171 milyar lira!'

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, bugün Meclis ’te yaptığı basın açıklamasında pandemi ve Rusya-Ukrayna krizinde Türkiye ’nin gıda egemenliği ve güvenliğinin ‘pamuk ipliğine ’ bağlı olduğuna dikkat çekti.

“NEREDEYSE BÜTÜN TARIMSAL ÜRÜNLERDE DIŞA BAĞIMLI HÂLE GELİNDİ”

Açıklanan Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi ’ni (Tarım-ÜFE) değerlendiren Sarıbal, “Sadece tarımsal girdilerde değil, ‘paramız var ki ithal ediyoruz ’ anlayışı ile üretmek yerine dışarıdan ithal etme politikasının sonucu olarak bugün ülke olarak neredeyse bütün tarımsal ürünlerde dışa bağımlı hale geldik” dedi.

“TÜİK AÇIKLAMASINA GÖRE TARIM-ÜFE ’DE YENİ REKOR KIRILDI”

Üretici ürün fiyatının artmasının gıda enflasyonu olarak tüketiciye yansıyacağına dikkati çeken Sarıbal, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan, Tarım-ÜFE ’de yeni bir rekor kırıldığını, artan girdi maliyetleri nedeniyle çiftçinin ürünleri zamlanmasına rağmen çiftçiye faydasının olmadığını kaydetti.

“GIDA ENFLASYONU ARTACAK”

Gıda enflasyonun artacağını belirten CHP ’li Sarıbal şöyle konuştu;

“TÜİK verilerine göre, üretici enflasyonu şubatta aylık yüzde 13,74, yıllık yüzde 68,49 arttı. Ocak ayında yıllık yüzde 52 artarak 11 yıllık endeks tarihinin en yüksek oranına ulaştı. Tarım-ÜFE, şubat ayında da rekor tazelemiş oldu. Son 3 aydır Tarım -ÜFE aylık ve yıllık bazda rekorlar kırdı. Nisan 2020 ’den itibaren Tarım-ÜFE sürekli yükseliyor.

*Çiftçinin ürettiği ürünlerin fiyatı artıyor ama girdi maliyetleri bundan çok daha fazla artıyor. O yüzden de çiftçi para kazanamıyor. Bunun kanıtı da artan çiftçi borçları. Son bir yılda çiftçinin bankalar olan borcu 171 milyar oldu. Çitçi bugün ya zararına üretip borç yükü altında eziliyor ya da üretimi bırakıyor.

*Bankalara olan borç 171 milyar oldu. Tarım – ÜFE rakamları çiftçinin üretim maliyetlerinin de arttığının bir göstergesi. Çiftçinin enflasyonu artıyorsa bu girdi maliyetlerinin arttığını, aynı zamanda gıda fiyatlarının da artacağını göstermektedir. Yani vatandaşımız daha da pahalı ürün alacak demektir.”

“HAYVANCILIK CAN ÇEKİŞİYOR”

Açıklamasında hayvancılık sektörünün yaşadığı sorunlara da değinen Sarıbal sözlerini şöyle tamamladı:

“1 litre ile 1,5 kilo yem alması gereken çiftçilerin bugün 1 litre ile 1 kilo yem bile alamaz duruma geldi. Her ne kadar Aralık ayında çiğ süt tavsiye alım fiyatında bir artışa gidilmesine rağmen süt üreticileri neredeyse bir yıldır zarar ediyor. Ürettiği sütün maliyetini bile karşılayamıyor. Ülke nüfusu artarken süt üretimi yerinde sayıyor. Çünkü süt üreticisi üretemiyor, tüketici de pahalı olduğu için alamıyor. AKP yönetimi o hale getirdi ki hem üretici hem tüketici mağdur durumda”

‘Cumhurbaşkanımız en büyük katkıyı yapıyor’

'Cumhurbaşkanımız en büyük katkıyı yapıyor'

AKP ’li Çelik, Twittter hesabından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ’ın Ukrayna ’daki savaşın sona ermesine yönelik sürdürdüğü yoğun diplomasiye devam ettiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ’ın ortaya koyduğu diplomatik performansın Türkiye ’yi dünyada hiçbir ülkeyle kıyaslanmayacak bir konuma yerleştirdiğini belirten Çelik, şu ifadeleri kullandı:

* Avrupa Birliği (AB) kurumları Türkiye ile ortak diplomatik girişim geliştirme konusunda yetersiz kaldı. Bu nedenle AB adına diplomatik bir görünürlük yok.

* Cumhurbaşkanımızın bu dönemde Avrupa devletleri ile sürdürdüğü diplomatik temaslar ise sorunun çözülmesine en büyük katkıyı yapıyor.

* Türkiye ’ye resmi ziyarette bulunan Almanya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi Olaf Scholz ’un bu ziyareti diplomasiye güç verme ve barış masası kurulmasına katkı sağlama bakımından önemlidir. DHA

Erdoğan, NATO Genel Sekreteri ile görüştü

Erdoğan, NATO Genel Sekreteri ile görüştü

Basına kapalı gerçekleşen ve 35 dakika süren kabulde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın ve AKP Sözcüsü Ömer Çelik de hazır bulundu.

Erdoğan ’a bir tepki de cerrahlardan: Hiçbir yere gitmiyoruz!

Erdoğan ’a bir tepki de cerrahlardan: Hiçbir yere gitmiyoruz!

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ’ın doktorlara yönelik “Varsın gidiyorlarsa gitsinler” sözlerine tepkiler dinmiyor. TTB, Sağlık Meslek Örgütleri, doktorlar ve doktor ailelerinin tepkilerinden sonra Türk Cerrahi Derneği de tepkisini “Kırıldık ama, küsmeyiz. Bu ülkenin evlatları, gerçek sahipleriyiz” ifadeleriyle gösterdi.

Dernekten yapılan açıklamada, pandemi öncesi ve pandemi sürecinde ülkenin her bir köşesinde bıkmadan usanmadan çalıştıkları vurgulanarak “Yorulduk, hastalandık, meslektaşlarımızdan yitirdiklerimiz oldu, ama asla vazgeçmedik. Acımızı, üzüntümüzü içimize gömüp sağlık hizmeti sunmaya devam ettik” denildi.

“BU ÜLKE, BU VATAN BİZİM”

“Bu ülke bizim. Bu vatan bizim” denilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

* Kapıda bekleyen de, ameliyat masasında yatan da, ameliyat eden de, klinikte, poliklinikte sağlık hizmeti sunan da hepimiz biriz. Tek isteğimiz insanımıza daha güvenli bir ortamda daha kaliteli bir hizmet sunmak ve hakkettiğimiz değeri görürken elbette ki emeğimizin karşılığını da almak. Türk Cerrahi Derneği olarak binlerce üyemizle birlikte gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz ve takipçisi olacağız. Kırıldık ama, küsmeyiz. Bu ülkenin evlatları, gerçek sahipleriyiz .Bu vatan hepimizin. Ona derinden bağlıyız. Hep buradaydık. Buradayız. Hiç bir yere gitmiyoruz! Kamuoyuna en derin saygılarımızla.”

DOKTORLAR GREVE HAZIRLANIYOR

Türk Tabipleri Birliği de (TTB) “14-15 Mart ’ta bizi duymazdan, görmezden gelip yok sayanlara karşı emeğimize, mesleğimize, geleceğimize hep birlikte sahip çıkmaya; Bütün ülkeyi önlüklerimizin beyazına boyamaya ‘Emek Bizim, Söz Bizim ’ diyerek Ekim 2021 ’de başlattığımız eylem programımızı 14 Mart Tıp Bayramı Haftası ’nda yükselterek devam ediyoruz” ifadeleriyle 14-15 Mart ’ta yapılacak genel grevi hatırlattı.

KLİMİK: KÜÇÜMSEYİCİ AÇIKLAMALAR ŞEVK KIRMAKTADIR

Türk Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) de Erdoğan ’ın sözlerine yönelik şu açıklamada bulundu;

* Sağlık çalışanları dünyayı sarsan pandemiye karşı son iki yıldır aralıksız bir şekilde canlarını ortaya koyarak çalıştılar, çalışıyorlar. İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanları olarak, farklı branşlardan meslektaşlarımız ve sağlık çalışanı arkadaşlarımızla en ön saflarda birlikte çalıştık. Bu çabalarımızın takdir edilmesi bir yana, son zamanlarda yılların birikiminin ürünü olan bu özel emeğimizi azımsayan ve küçümseyici açıklamalar meslektaşlarımızın şevkini kırmaktadır.

* Türkiye ’nin gururu olan sağlık ordumuzun giderek daha fazla üyesinin,  maruz kaldığımız süreklileşen sözlü ve fiziksel şiddet, güvensizlik ortamı, maddi güçlükler, saygı ve manevi takdir görmeme gibi nedenlerle ülkeyi terk etmeye yönelmeleri hepimizi üzmektedir. Ülkenin geleceğini tehdit eden ve bir halk sağlığı sorununa dönüşeceği mutlak olan bu soruna köklü çözümler aramak yerine aşağılayıcı bir söylemin tercih edilmesi bizleri derinden yaralamaktadır.

* Bilinmesini isteriz ki, bu memleket bizimdir. Gidenlerimiz olabilir. Çok temel sorunlar nedeniyle gitseler de ülkemizde insanca çalışacakları, hizmet ve bilim üretecekleri güvenli ortamlar, saygı ve takdir görecekleri koşullar oluştuğunda geri döneceklerinden kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bizler Türk halkının gururu olan sağlık çalışanlarıyız, köklerimiz 100 yıl önce ülkemizi işgalden kurtaran tıbbiye geleneğinden gelir. Her durumda halkımızın yanındayız. Bu zor günler elbet geçecektir ve bizim insanlık için, bilim için, bu güzel ülke için fedakarca çalışmalarımız 100 yıl önceki heyecanla sürecektir.

Memleket Partisi’nden 6 partiye eleştiri

Memleket Partisi'nden 6 partiye eleştiri

Memleket Partisi Genel Başkan Vekili ve Parti Sözcüsü Gaye Usluer, 6 siyasi parti genel başkanının imzaladığı mutabakat metnine yönelik eleştirilerde bulundu.

“BİR RESTORASYON METNİDİR”

Mutabakat metnine dair görüşlerini açıklayan Usluer, “Siyasette semboller önemlidir. Sembollerin kullanımı kadar kullanılmaması da önemlidir, mesajdır. Bu nedenle mutabakat metninin 28 Şubat ’ta açıklanmış olması tesadüf diye kabul edilemez, yarına dair şifreler olduğu düşünülmelidir. Açıklanan mutabakat metni Türkiye ’nin mevcut sorunlarını bir kez daha dile getirmekte, ‘ceğiz cağız ’ ifadeleri ile yarına dair vaat sunmaktadır. Bir restorasyon metni” dedi.

“TOPLUMSAL MUTABAKAT METNİ DEĞİLDİR”

Bugün AKP ’ye karşı, muhalefet eden tüm siyasi partilerin aşağı yukarı benzer görüşlere sahip olduğunu ifade eden Usluer, bu metinin bir genel başkanlar mutabakatı olduğunu söyledi.

Toplumsal mutabakat metni olmadığını vurgulayan Usluer, “Çünkü metnin hazırlanmasında toplum yoktur, STK ’lar yoktur, meslek örgütleri yoktur. Bu metinde kötünün iyisi mantığıyla 1921 Anayasası ’na atıf yapılması Türkiye Cumhuriyeti ’nin kuruluş anayasası ve 1961 Anayasası ’nın yok sayılması en büyük eksikliktir. Yanlıştır, doğru değildir” ifadelerini kullandı.

“BU METİNDE LAİKLİK YOKTUR, EKSİKTİR”

Mevcut iktidarın anayasamızın ‘Laiklik İlkesi ’ ile sorunu olduğunu vurdulayan Usluer şöyle konuştu:

*Burada ki sorun, eğitim ve yargıda en önemli etkilerini göstermekteyken, bu metinde laiklik yoktur. Eksiktir. Türkiye ’nin yarınından bahsedilen bu metinde, yeni sistemde cumhurbaşkanının nasıl seçileceği belirtilmemiştir.

*Oysa aynı metinde ‘cumhurbaşkanı partisiz olacak, 7 yıl için seçilecek, görevi bittiğinde bir daha siyaset yapamayacak ’ gibi köşeli ifadeler kullanılmasına karşın, mutabakat metninden siyasi partiler yasasının değişimine ve neler yapılacağına dair vaatler olmasına karşın, yarına dair mutabakat metninin bir güven metnine dönüşmesine dair bir vaat yoktur.

*Parti içi demokrasi, eşit temsiliyet ve ön seçim nerede? O beğenmediğimiz 1982 Anayasası milletvekili seçimlerinde ön seçim şartı getirmişken, yarının Türkiye ’si vaadinde parti içi demokrasi eksikse ülkeye demokrasi gelir mi?

*Atanmış milletvekilleri ile, yarına derman gelir mi? Genel Başkanlar ne isterse o mu olur? Son söz kadınlara dair. Mutabakat metninin en çok alkış alan kısımları içinde kadın olan bölümlerdi. ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ’ adına yapılacaklardı. Biz de soralım. İstanbul Sözleşmesi ’ni bu metine kim koymadı? Önümüzdeki genel seçimlerde kadınların eşit temsiliyeti konusunda ne yapacaksınız?

Gültekin Uysal: Biraz ahlaklı olsaydınız…

Gültekin Uysal: Biraz ahlaklı olsaydınız...

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ’ın hekimlere yönelik “Varsın gidiyorlarsa gitsinler” sözlerine siyasi parti liderlerinden tepkiler gelmeye devam ediyor.

Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal da Erdoğan ’ın sözlerine sert tepki gösterdi.

Konuyla ilgili sosyal medya hesabından paylaşımda bulunan Uysal, şu ifadeleri kullandı;

“Az yeseydiniz, millete “az yiyin” demek zorunda kalmayacaktınız! Devlete yandaş doldurmasaydınız, gençlere “giderseniz gidin” demek zorunda kalmayacaktınız! Biraz ahlaklı olsaydınız, bedduaya muhatap olmayacaktınız!”

CHP’li Sarıbal: AKP, ‘ölmez ağacı’ zeytini öldürmek istiyor

CHP'li Sarıbal: AKP, 'ölmez ağacı' zeytini öldürmek istiyor

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Mecliste yaptığı basın toplantısında, elektrik üretimi için zeytinlik alanlarında arama yapma imkanı tanıyan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından hazırlanan Maden Yönetmeliği ’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik hakkında değerlendirmelerde bulundu.

“AKP YASAYI ÇİĞNİYOR”

Sarıbal, AKP ’nin iktidara geldiği günden itibaren, yasal koruma altındaki zeytinlik alanları maden aramalarına açmak istediğini belirterek, “8 defa getirdikleri değişiklikler kabul edilmeyen AKP, şimdi yönetmelikle yasayı çiğneyerek bunu hayata geçirmek istiyor. Bu yönetmelik geri çekilmelidir. Yönetmelikler yasaya aykırı olamaz” dedi.

“ZEYTİN, DOĞANIN BİZE BİR ARMAĞANI”

Zeytinin doğanın bize armağanı olduğunu, zeytin meyvesinin ve yağının sağlık için çok değerli gıda ürünü olduğunu ifade eden Sarıbal, “Onun içindir ki Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren ülkemizde zeytinciliğin gelişmesi için büyük çabalar gösterildi. Bunun sonucu olarak da 1939 yılında Zeytincilik Yasası olarak bilinen yasanın tam adı ’26/1/1939 tarih ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun ’ çıkarıldı. Kısacası Zeytincilik Yasası olarak bilinen bu yasa ile hem zeytin üretimi teşvik edilirken hem de mevcut alanların korunmasını yasa güvencesine alınıyor” ifadelerini kullandı.

“YASAYA AYKIRI YÖNETMELİK OLMAZ”

Sarıbal, AKP ’nin iktidara geldiği günden beri tarım alanlarını, denizleri, gölleri, nehirleri, doğal ve tarihi SİT alanlarını ranta açtığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

* AKP ’nin iktidara geldiği günden beri değiştirmek istediği yasalardan biri de 1939 yılında çıkarılan Zeytin Yasası. Yasa ile korunan zeytinlik alanlarını talan etmek üzere tam 9 defa girişimde bulundu AKP.

* 2003, 2006, 2008, 2009, 2010, 2013, 2014 ve 2017 ’de olmak üzere 8 defa değişiklik önerisi getiren AKP ’nin talepleri ya TBMM ’den ya da yargıdan döndü. Ama Tek Adam Keyfi Yönetimine geçildikten sonra şimdi 9. kez Zeytin Yasası yönetmelikle delinmek isteniyor. AKP, ‘Ölmez Ağacı ’ zeytini öldürmek istiyor. Oysa yönetmelikler yasalara aykırı olamaz.

“ÜÇ YÜZ-BİN YAŞINDAKİ ZEYTİN AĞAÇLARINI NEREYE TAŞIYACAKSINIZ”

Getirilen yönetmelikle maden firmalarına tahrip ettiği zeytinlik alanları rehabilite etme şartı getirdiğini de hatırlatan Sarıbal, “Kamu yararı denilerek yok edilecek olan zeytinliklerin kamuoyundan tepki göreceğini bildikleri için söz konusu yönetmeliğe bir de tahrip edilen alanların ‘rehabilite ’ edileceği söyleniyor. Öncelikle şunu belirtmek gerekir, zeytin, çıkarılacak madenden çok daha değerli bir üründür. Kamu yararı aranacaksa zeytin korunarak kamu yararı sağlanır. 100 yaşında, 200 yaşında, 300 yaşında hatta bin yaşında zeytin ağaçlarını nasıl, nereye taşıyacaksınız?” diye sordu.

“AMAÇ YANDAŞA KÖMÜR SAĞLAMAK”

Pandemi ve savaş koşullarında gıda fiyatlarının arttığı bir dönemde, bütün dünyanın tarımsal üretime yöneldiği bir dönemde getirilen bu kararın akılla açıklanamayacağını belirten Sarıbal, “Son yaşadığımız kriz bize gösterdi ki eğer bir ülkede ekmek yoksa o ülke bağımsız değildir. Biz ne yapıyoruz? Tarıma dair ne varsa yok ediyoruz. Amaç bellidir. Muğla Akbelen bölgesinde bir yandaş müteahhitte yaptırılacak bir termik santral için kömür sağlamaya dönük bir düzenlemedir. Bu yönetmelikle hızlıca, daha yargı karar vermeden o bölgede katliam yapmak istenmektedir. Elbette halk izin vermeyecek” diye konuştu.

“4 MİLYAR DOLARLIK ZEYTİN ÜRÜNÜ İHRACATI YAPTIK”

Zeytin ürünlerinin önemli bir ihracat kalemi olduğuna da vurgu yapan Sarıbal, “2003 yılından bugüne kadar 4 milyar 700 milyon dolarlık zeytin ürünü ihracatı yaptık. Siz aklınızı peynirle mi yediniz? Daha ne istiyorsunuz? O ağaçlar kesilir mi? Tam tersi yasaların öngördüğü gibi bu alanları korumalı ve büyütmelisiniz” dedi.

“YARGI DUR DEMİŞTİ, YİNE DİYECEK”

Benzer bir girişimin daha önce Manisa ’nın Soma ilçesinde yaşandığını ve yargının buna dur dediğini hatırlatan Sarıbal, “2013-2015 ’te Manisa ’nın Soma İlçesi ’ne bağlı Yırca Mahallesi ’nde yapılmak istenen termik santrali için Zeytin Yasası ’na (3573 Sayılı Yasa) dayanılarak çıkarılan Yönetmelik ’te yapılan değişiklikle tıpkı 1 Mart 2022 tarihinde çıkarılan yönetmelik gibi zeytinlikler ‘kamu yararı ’ aranmak koşuluyla maden ve yenilenebilir enerji projelerine açılmak istenmişti. Çevre örgütleri yönetmeliği dava etti ve Danıştay bu kararı iptal etti. Bu yönetmelik de yine yargıdan dönecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Resmi Gazete’de yayımlanan karar isyan ettirdi! Çadır nöbeti başlattılar

Resmi Gazete'de yayımlanan karar isyan ettirdi! Çadır nöbeti başlattılar

Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe giren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ’nın zeytinlik alanlarda madencilik faaliyetlerine izin yönetmeliğine tepkiler dinmiyor.

Çanakkale, Balıkesir, Manisa, Aydın, Muğla illeri başta olmak üzere bir çok kentte düzenlenen eylem ve etkinliklerle yönetmeliğin iptali istendi.

image small

AYÇEP ’in Atatürk Kent Meydanı ’nda düzenlediği etkinliğe Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay, CHP Aydın İl Başkanı Ali Çankır, CHP Efeler İlçe Başkanı Polat Bora Mersin, çevre derneklerinin temsilcileri, zeytinlik alanlarını korumak isteyen zeytin üreticileri ve yasaya karşı çıkan çok sayıda vatandaş katıldı.

image small

“KARARIN BİZİM İÇİN KARŞILIĞI YOK”

Alınan kararların mantığını anlamakta güçlük çektiklerini söyleyen AYÇEP Başkanı Mehmet Vergili, şunları söyledi;

*Ölmez ağaç zeytin tükenmez bir mirastır. Bu miras oligarşik bir grubun doğayı, çevreyi ve zeytini tüketerek hızlıca para kazanabilmeleri için feda edilmek isteniyor.

*Her şeyin sahibi olduğunu düşünenler SİT alanlarını yok etmeyi ve korunan alanları bir rant alanına dönüştürmeyi amaçlayanların çıkardığı yönetmelik Anayasa ve Yasalara aykırıdır.

*Hukuksuz değişikler sonucunda üreticilerin ellerinde ne ekilebilecek alan ne de üretecek takat kalacak. Toplum bu süreçte, maden sahalarının yayacağı kirlilikle zehirlenecek.

*Sadece Aydın ’da değil tüm Türkiye ’de yükselen ses bu tehlikenin farkında olmamızdandır. Nefes alınmaz sonuçlar doğuracak bu kararların derhal geri çekilmesini istiyoruz. Hem zeytincilik ile ilgili, hem de SİT alanları ile ilgili yönetmelik derhal iptal edilmelidir.

*Zeytin karası kömürden daha değerlidir. Sit alanları ranta peşkeş çekilemeyecek kadar değerlidir.

image small

“ANAYASAL HAKLARI İÇİN DİRENİYORLAR”

Vatandaşların anayasal haklarını kullandıklarını belirten Efeler Belediye Başkanı Mehmet Fatih Atay ise, şunları söyledi;

*Zeytin üreticileri emek verdikleri, atalarından kalan zeytin ağaçlarının rant için yok olmasını istemiyorlar, tüm amaçları bu. Bu toplantının hiçbir siyasi amacı yok. Bu toplantı sermayeye, üretime karşı değil.

*Bu toplantı zeytin ağaçlarının yok olmasını istemeyen emekçilerin direnişi. Olayı hiç kimse hiçbir yere saptırmasın. Bu insanlar zeytin ağaçlarıyla yıllarca yaşamlarını sürdürdüler, çocuklarını okuttular, evlendirdiler, torun sahibi oldular.

*Yaşamlarını zeytinden elde ettikleri gelirle sürdürüyorlar. Elbette ki anayasal haklarıyla direneceklerdir.

ZEYTİN NÖBETİ BAŞLADI

“Doğanın ve kentin talanına hayır”, “Temiz hava su toprak olmazsa yaşam olmaz” gibi çevreci mesajlar taşıyan pankartların açıldığı gösteride “Havama, suyuma, zeytinime dokunma”, “Aydın uyuma zeytinine sahip çık” sloganları atıldı. Yasaya karşı çıkan vatandaşlar kent meydanına kurdukları çadırla zeytin nöbeti tutmaya başladı.

‘Kurdukları masada FETÖ’nün ruhu var’

'Kurdukları masada FETÖ'nün ruhu var'

AKP Denizli İl Başkanlığı ’nda düzenlenen seçim işleri istişare toplantısına, AKP Genel Başkan Yardımcısı, Seçim İşleri Başkanı, Sakarya Milletvekili Ali İhsan Yavuz, AKP İl Başkanı Yücel Güngör, belediye başkanları, ilçe başkanları ve partililer katıldı.

Toplantıda konuşan Ali İhsan Yavuz, muhalefet partilerinin oluşturduğu ittifaka yüklendi, Türkiye ’de iki blokun olduğunu birinin Cumhur İttifakı bloku, diğerinin ise Türkiye ’nin gelişimiyle derdi olmayan bir karşıt blok olduğunu söyledi.

“NASIL DARBE KARŞITISIN SEN?”

Karşıt bloğun işin istismarını yaptığını söyleyen Yavuz, şu ifadeleri kullandı:

* İstismar yaptığını nereden anlıyoruz. CHP ’nin başını çektiği bloktan bahsediyoruz. Kılıçdaroğlu ‘Ben 15 Temmuz ’da darbeye karşı çıktım ’ dedi. Onun öncesinde de ‘Tanka ilk ben çıkacağım ’ demesine rağmen tankların arasından gitti, bir belediye başkanının evinde sabaha kadar olup biteni izledi. Son zamanlarda çok gür bir edayla bir şey açıkladı. ‘Biz iktidara gelir gelmez KHK ’yla ihraç edilenleri geri alacağız ’ dedi. Yani adeta FETÖ ’den ihraç edilenleri yine geri alıp, olayın merkezine yerleştirecek. Bu istismar değil mi? Nasıl darbe karşıtısın sen?

* ‘Biz artık eski CHP değiliz ’ hatta ‘Ben iktidara gelirsem, başkan olursam, başörtülü bakan da olacak ’ diye açıkladı. Sen bunu istismar etmiyorsan, senin grup başkan vekilin kuran eğitimiyle ilgili o cümleleri sarf etmezdi. Sen böyle bir parti olsaydın, senin en temel aktörlerinden bir tanesi, ‘Ben başörtülü bir hakimin önüne nasıl güvenip giderim, beni nasıl yargılayabilir? ’ der miydi. Eğer sen istismar etmiyorsan, bu kafa yapısına sahip partiysen neden bekliyorsun? Şimdiden genel başkan yardımcılarından biri ya da ikisi öyle olsun. İlla o zaman iki bakanı yapacağım diye açıklama yapmana gerek yok. Bütün bunlardan anlıyoruz ki istismar ediyor.

“FETÖ ’NÜN RUHU O MASADA”

Yavuz, CHP Lideri Kılıçdaroğlu ’nun geçtiğimiz günlerde İngiliz basınına açıklama yaptığını hatırlatarak şunları söyledi:

* Orada ne diyor ‘Osman Kavala ’nın içeride ne işi var? ’ diyor, halbuki Kavala hem Gezi olayları hem de 15 Temmuz sürecinin en temel aktörlerinden birisi. ‘Orada ne işi var? ’ derken onları hatırlamıyor. ‘Selahattin Demirtaş ’ın içeride ne işi var? ’ derken, 6-8 Ekim olaylarından bahsetmiyor. Yasin Börü ’den bahsetmiyor. Bu nasıl iş şimdi anlıyor musunuz? ‘S-400 ’leri niye aldık? ’ diyor.

* Saldırılara karşı hava savunma sistemi bunda anlamayacak ne var? Ukrayna bizim gibi hava savunma sistemi alsaydı ve bizim gibi savunma sanayisinde geldiğimiz çizgiyi yakalasaydı, bugün daha iyi mücadele veremez miydi?

* Kılıçdaroğlu bunu sorgularken bizim de aynı duruma mı düşmemizi istiyor? Bir masa kuruyorlar. HDP var orada. Masanın ayağı mı? Kendisi mi? Örtüsü mü? Ben bilmem ama orada başka şeyler de var. Adeta FETÖ ’nün ruhu da orada. Eğer ihraç edilen FETÖ ’cüleri tekrar alacağım diyorsan onunla iş tutmaya çoktan başladın demektir, bu gerekçeyle söylüyorum. (DHA)

‘Teminat göstermeden evlerimizi gasp etmek istiyorlar’

'Teminat göstermeden evlerimizi gasp etmek istiyorlar'

Adana ’nın merkez Yüreğir ilçesinde kentsel dönüşüm için müteahhitle anlaşamayan vatandaşlar, müteahhidin Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü ile iş birliği yaparak evlerini yıkmak istediğini ileri sürdü. Vatandaşlar bunun için, rızaları olmadığı halde polis eşliğinde evlerine zorla girilerek karot testi yapıldığını kaydetti.

Yüreğir ilçesinin Kazım Karabekir Mahallesi ’ndeki evler Yeni Adliye binasının buraya taşınmasıyla değer kazandı. Büyük bölümü müstakil evlerden oluşan mahalle de bu haliyle müteahhitlerin iştahını kabarttı. Ancak, vatandaşın ellerindeki evleri ucuz fiyatla almak isteyen müteahhitlerin tavrı vatandaşı isyan ettirdi.

“EVİME RIZAM OLMADIĞI HALDE BENİ İTTİREREK GİRDİLER”

Mahkeme ya da savcılık kararı olmadan evlerin riskli yapı olduğunu belirlemek için karot testi almak isteyen müteahhitin evlere zorla girdiği belirtildi. Merhum eşi Kıbrıs Gazisi olan Sevim Ceylan, “Ben 68 yaşında dul bir kadınım. Gazi eşiyim. Evime rızam olmadığı halde beni ittirerek girdiler ve duvarları delerek karot testi aldılar. Bu tavır karşısında polis seyirci kaldı” dedi.

“AKP ’YE YAKIN MÜTEAHHİTLER”

Kazım Karabekir ’de oturan vatandaşlardan Veysel Karani Demirbaş, Mehmet Doğan, Sevim Ceylan, Nurettin Demir, İsa Azgın, Hasan Doğan, Muhlis Narin, Murat Bebek, Eşref Narin, Sevim Ceylan şunları söyledi:

* Biz evlerimizi kentsel dönüşüme vermek isteriz ancak müteahhitten teminat istediğimiz için bunlar başımıza geldi. Müteahhit bize teminat vermek istemiyor. Evlerimizi ucuza kapatmak istiyor. Teminat alamazsak yarın bir gün müteahhit kaçarsa ne yapacağız?

* Bunlar AKP ’ye yakın müteahhitler. Teminat vermemek için Çevre Şehircilik Müdürlüğüyle işbirliği yapıp evimizi riskli yapı olarak göstermek istiyorlar. Bunun için de karot testi alıyorlar.

* Riski yapı olarak gösterip evimizi zorla yıkacaklar. Bizi anlaşmaya zorlayacaklar. Fakat biz de yasal yolları kullanıyoruz. Mahkemeye dava açıyoruz.

Sayfa 1 of 41 2 3 4
  • Akbatı Escort Bayan

    ögretmenimle ilk anal

    Tarafından AÇIK 06 Şubat 2022 - 0 Yorumlar

    ögretmenimle ilk anal Slm arkadaslar bu anımı yozgattan yazıyorum ben 32 yasında yakısıklı oldukca karızmalı bır erkeım bu anım bun dan 2 ay once gerceklestı yozgatta ısmını vermek ıstemedım bı okulda bır oretmen dıkkatımı cektı. Kısa bı arastırma yaptım yanlız yasıyodu bunla tanısmalıydım yanına vardım meraba dedım buyurun dedı usta ben kıvırmayı sewmem harbı cok […]

  • 'Apar topar Londra'ya koşmalarının nedeni işte bu hakikatte yatıyor'

    'Apar topar Londra'ya koşmalarının nedeni işte bu hakikatte yatıyor'

    Tarafından AÇIK 13 Şubat 2022 - 0 Yorumlar

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ’nin 7- 8 Şubat 2022 tarihlerinde Londra ’da bankacı ve yatırımcıların üst düzey yöneticileriyle bir araya gelmesini değerlendirdi. Öztrak, ziyaretin ardındaki sebep için dış finansman ihtiyacına işaret etti. “25 MİLYAR DOLAR DIŞ FİNANSMAN İHTİYACI VAR” Konuyla ilgili sosyal medya hesabından […]

  • Neden Cinsellik Yaşayamıyorum

    Neden Cinsellik Yaşayamıyorum

    Tarafından AÇIK 21 Mart 2022 - 0 Yorumlar

    Cinsel birlikteliği bir türlü yaşayamayan çiftlerin gözden kaçırdığı ve aslında çokta basit sebepleri bulunmaktadır. Biraz durup düşündüğünüzde eşinizle bir türlü birliktelik yaşayamamanızın sebebini bulacaksınız. İşte onlardan bazıları. Zamansızlık Özellikle çocuğu olan çiftlerin zamansızlıktan yakındığı sıklıkla olan bir durumdur. Gün boyu iş yerinde çalıştıktan sonra eve gelip çocuklarla ve ev işleri ile ilgilendikten sonra bir anda saatin geç olduğunu ve artık uyumanız gerektiğini […]

  • Tesettürlü Escort

    Yeğenimi gezdirmeye çıkardım. Götünü siktim

    Tarafından AÇIK 03 Şubat 2022 - 0 Yorumlar

    Yeğenimi gezdirmeye çıkardım. Götünü siktim Ben normalde işim gereği ailemle birlikte yaşamıyorum. Farklı bir ilde yaşıyorum. Bu yaşadığım yerde çok uzak olduğundan mecburen senede bir defa ailemin yanına geliyor ve onları görüyorum. Geldiğim zaman bütün kardeşlerim ve özellikle de ailem beni gördüğü için çok sevinir ve çok mutlu olur. Şimdi ben geldiğim zaman bütün yeğenlerim […]

  • Azerbaycan Büyükelçisi Mammadov: 'Elleri kana batmış Ermeni siyasetçiler bugün de özgür olarak yaşıyor ve yargılanmıyor'

    Azerbaycan Büyükelçisi Mammadov: 'Elleri kana batmış Ermeni siyasetçiler bugün de özgür olarak yaşıyor ve yargılanmıyor'

    Tarafından AÇIK 26 Şubat 2022 - 0 Yorumlar

    Ermeni güçlerin, 26 Şubat 1992’de Hocalı’da kadın, çocuk ve yaşlı gözetmeksizin yaptığı soykırımın üzerinden 30 yıl geçti. Daha önce 7 bin kişinin yaşadığı Hocalı şehrinde 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 63’ü çocuk toplam 613 Azerbaycanlı yaşamını yitirdi. Tarihin en kara lekelerinden olan ve Azerbaycanlıların kalbinde tazeliğini koruyan bu acıyı, Azerbaycan’ın Ankara Büyükelçisi Mammadov İhlas Havadis Ajansı’na […]